27 Ekim 2016 Perşembe

Bartu Anı Panosu


Bartu'nun ilk kıyafetlerini bir kutuya koyup kaldırmak yerine çerçeveleyip duvara asalı uzun zaman olmuştu ama Toprak doğduktan sonra birkaç ekleme yaptım. İşte detaylar :) :)

Toprak'ın Anı Panosu


Toprak oğluma toprak tonlarında bir pano hazırladım. İlk kıyafetlerini bir kutunun içine koyup kaldırmak yerine o anı canlı tutmak çok daha heyecan verici :) Detaylar aşağıda :)

22 Ekim 2016 Cumartesi

4. Ay Toprak Neler Yapabiliyor?



İşaret parmağı sürekli ağzında ama çıkan bir diş yok.

Yalnız kalmak mı, ne mümkün. Yalnız kaldığı an çığlığı basıyor :(

Oturmak için Bomboo'yu kullanıyoruz ya da kucağımızda oturuyor.

Artık her an onunla ilgilenmemi bekliyor. Sürekli sürekli onunla konuşmamı istiyor.

İstediğini yaptırmak için ağlamaya başladı. Kucaktan bıraktığımız an yaygarayı koparıyor. Ama Allah'dan ısrarcı değil, çabuk susuyor.

Oyun halısındaki oyuncakları koparıp alıyor ve uzun süre oyuncaklar ile oynuyor.

Parkelerin ses çıkardığını keşfetti. Halının üzerinden gidip vuruyor.

Döne döne salonda geziniyor.

Alt dudağını emiyor, ağır ağır bazı gıdaların tadına bile baktı. Herhengi bir şey yutmasa da bizi taklit etmekten memnun.

Gezmeye bayılıyor, kanguruya koyup dünyayı gezebilirim :) Anası kılıklı leyleği havada görmüş bu sıpa da :)

Oyuncağını düşürürse ya da elinden alırsak ağlayarak tepki veriyor.



ANNE

3. Ay Toprak Neler Yapabiliyor?



Oğlumun kahkahaları evimizin içinde çınlıyor.

7/24 gözetim altındayım, nereye gitsem takip ediliyorum. Ama yalnız kalamıyorum çünkü bu adam göbek bağımızın kesildiğinin farkında değil sanırım.

Eline her gelen ağzında, Sophie'nin tadına baktık bol bol.

Aynada kendine çok gülüyor.

Oyun halısının keyfine varmaya başladı.

Kollarından tuttuğumuzda kafasını çok rahat tutarak kalkabiliyor.

Eller kulaklarda ve saçlarda. Özellikle kulağını bu nedenle çiziyor, kanatıyor.

Her sese kulak kabartıyor, öyle ki emmeyi bile bırakıp o tarafa dönüyor. 

Ayaklar ağızda, sürekli ayaklarını kemirip duruyor.

Tatil bile yaptık. Güneşlendik, uyuduk, gezdik. Gezmeye bayıldık. Şakıdık, hopladık, zıpladık. Deniz ve havuzun minik keyfine baktık.

Yüz üstü yatarken dönebiliyor. Yatağın diğer ucuna koyarak uyuttuğum küçük adam gece yanıma kadar gelmiş oluyor.

Dikkat çekmeye çalışıyoruz, mızıldanarak, sesler çıkartarak, öksürerek. İlgilenmezsek fırçayı yiyoruz.

Yüz üstü, yan istediğin gibi dönüp uyuyorsun artık.

Oyuncağı bir elinden diğerine geçirebiliyor.

ANNE

2. Ay Toprak Neler Yapabiliyor?



Gülücükler saçmaya devam. Hem de kahkahalarla. Genel olarak çok sakin bir bebek.

İnceliyor, araştırıyor, sanki her nesnenin her bir karesini hafızasına kaydetmeye çalışıyor. Bunu yaparken de çok ciddi.

Yüz üstü yattığında kafayı 90 derece kaldırıp her bir yeri didik didik inceliyor.

Sese tepkiler iyice arttı. Özellikle benim sesimi takip ediyor. En çok acıktığında ağlayarak ses çıkartıyor.

Kucağındaki oyuncağı kavrayabiliyor. Eline her değeni tuttuğu gibi ağzına atıyor.

Eller çok fazla yumruk yapmıyor. 

Yüz üstü yatarken sırt üstü dönebiliyor.

Oyuncakları ile ufak ufak oynamaya başladı. Uzanıyor. Çarpıyor. oyun halısında oyuncaklar dikkatini çekiyor.

Siyah beyaz yaptığım panoları uzun uzun inceliyor.

Yatmaktan çok kucakta yarı yatar durmayı seviyor.

Banyodan sonra krem sürmemden inanılmaz zevk alıyor. Kahkahalarla gülüyor, kıpırdanıyor ve kıkırdıyor.

Yabancılıyor. Babası ya da benim dışımdaki insanlara bakıp ağlıyor.


1. Ay Toprak Neler Yapabiliyor?


Odaklanmış dik dik bakıyor. Bazen öyle sert bir şekilde bakıyor ki sanırsınız bilimsel inceleme yapıyor :)

Yüz üstü yattığında kafayı 90 derece kaldırabiliyor. Dik durduğunda da kafasını sabit tutabiliyor.

Sese tepki veriyor. bazen durup dinliyor, bazen irkiliyor, bazen de gülüyor en çok korkuyor aslında.

Eller birleştiği gibi hep ağızda, ne tatlı şu eller ye ye bitmiyor.

Güldüğümüzde gülerek yanıt veriyor.

Çoğunlukla uyuyor :)

ANNE

30 Eylül 2016 Cuma

MUTLU DOĞUMLAR!!!

A birth mandala is your personal, visual map for childbirth. It begins with a ten centimeter circle to represent cervical dilation and 1st stage of labor. The collage or drawing is then embellished with images to embody your complete vision for childbirth.:




     Allah, Tanrı ya da Doğa Ana neye inanıyorsanız işte o, kadını müthiş bir donanım ile yaratmış. Gebelik sürecinizi düşünün. Hiç tanımadığınız bir adam yani eşiniz hayatınıza giriyor ve siz gebe kaldığınızda ikinizin karışımı, bu dünyada tek olacak o yegane insan evladını içinizde taşımaya başlıyorsunuz. Gebeliğin ilk aylarında bedeniniz yani o müthiş fabrika bebeğiniz için bir insanda olması gereken ne varsa onu üretime başlıyor. Yoksa siz "şuraya kolunu takalım, buraya da burnunu. Him! Beynide kafasının içine koyalım. Gözleri de mavi mi olsa yeşil mi?" falan demiyorsunuz. Bunların hepsini hiçbir eksik olmadan müthiş bir sistem içinde bedeniniz yapıyor. Haa! Bu esnada üretimde bir sıkıntı mı oldu, o zaman fabrika duruyor ve buna düşük diyoruz!!!! İlk 3 ay bir insan için gerekli tüm organ ve uzuvlar mini mini boyutlarda oluşturulduktan sonra ikinci 3 ayda bozuk paradan yatak yapabileceğiniz boyuttaki o insancık büyümeye başlıyor. Son 3 ayda ise doğumdan sonraki dünya için hazırlıklar yapılıyor. Bebeğiniz nefes egzersizleri yapıyor ki düşünün suyun içinde, gözlerini açıp kapatıyor, hareketler ederek kaslarını çalıştırıyor, doğumdan sonra göreve başlayacak bazı organlar denemeler yapıyor. Ayrıca bedeniniz doğuma hazırlıkları da yapmaya başlıyor. Kasılmalarla bebeğin pozisyonunu değiştiriyor ve doğum kanalına sokuyor. 

Bedeniniz bebeğinizi sadece fiziksel bir ürün olarak da üretmiyor. Örneğin oğlunuz babasına çok benziyor ama huyları aynen siz. Kimsenin bilmediği bir takıntınız çocuğunuzda da olabiliyor. Ama bunu ona siz öğretmediniz!!!!!
Bunlar da kodlarınızda var ve o yumurta ile spermdeki kodları vücudunuz mükemmel bir şekilde kullanarak yazılımını yapıyor. Ve bunu kaç doğum yaparsanız yapın bedeniniz tekrar tekrar ve her defasında da farklı bir insancık olacak şekilde üretiyor.

Hiçbirimiz bu süreçte bir şey yapıyor muyuz? Hayır!!! 
Evet!!! Gebe biziz ama her şeyi bedenimiz yaptı bugüne kadar. Ve bu beden bu donanımda doğumu neden yapamasız?

Doğum ile de bitmiyor vücudunuzun işi.  Doğumdan sonra da memelerinizden gelen süt ile o insan evladını dünya gıdalarına geçmeden önce hazırlıyor. Sütünüzü bile kontrol edemiyorsunuz. Onu da bedeniniz bebeğinizin durumuna göre ayarlıyor. Premature doğum mu yaptınız sütünüz daha proteinli oluyor ki bebeğiniz çabuk büyüsün. Bebeğiniz ister yenidoğan olsun ister 6 aylık ya da 2 yaşında sütünüz bebeğinizin ihtiyacına göre hazırlanıyor. Burada da bedeniniz ne yaptığını biliyor!!!

Doğuma dönelim!

Doğumda ben ne mi yaptım?

Öncelikle korkunun ecele faydası yok dedim ve doğumda bedenime nasıl yardımcı olabilirimi araştırdım. Bilgi Güçtür felsefesi ile okudum, doktoruma bol bol merak ettiklerimi sordum, izledim. İnsanlığın varlığından beri kadınlar doğum yapabiliyorsa ben neden yapamayacaktım ki! Onca kadın o kadar zorlu şartlarda doğurmuşken, ben bu kadar imkan, bilgi, teknoloji ve desteğe sahipken mi doğuramayacaktım!!!

Doğum sırasında ise en çok eşimden destek aldım. Eşim sancı geldikçe belime masaj yaptı. Masajdan kastım ovalamak aslında. Bir yerimizi çarptığımızda ovalarız çünkü ovalamak yani dokunma hissinin sinyalleri acıdan daha hızlı beyne ulaştığı için acıyı daha az hissediyormuşuz. Aynı zamanda sancı sırasında ayakta olmak da hafifleten bir etken. Hem de yer çekiminden de faydalanmış oluyorsunuz. Doğru nefes alıp vermek de vücudunuza bol oksijen sağladığı için hem bebeğinize hemde size çok faydalı ve ben bunun bile ağrımı hafiflettiğini hissettim. Bir yerde doula desteği alan annelerin doğumunun daha kolay geçtiğini okumuştum. Doulalar kimseye sihir yapmıyor, ağrınız için ilaç vermiyor sadece size yol gösterip rahatlatıyorlar. Yani sizde kendi kendinizin doulası olabilirsiniz.

     Doğal olanın sağlıklı olduğuna inanıyorum ben. Bir dere yatağına ev yaparsanız doğa onu sonunda geri alır ve evinize sel basar. Doğada her şey sonunda nasıl toprağa dönüşüyorsa ve sorunlar toprağa karışamadığında ortaya çıkıyorsa, doğal olmayan her şey doğaya ve çevreye nasıl zarar veriyorsa doğumun da doğal olmayanının elbette bir zararı olacağına inanıyorum.  Bilimsel olarak bunu açıklayamam ama son araştırmalar da bebeğin yalnızca vajinal doğum sırasında alabileceği bazı faydalı bakterileri alamamasının olumsuz sonuçlarından bahsedilmeye ve bunun için bazı uygulamalar denenmeye başladığını okuyorum.

Haa!  Bir aksilik mi oldu bir sıkıntı mı var işte o zaman sezeryan gibi bir ameliyat var. Düşünsenize eskiden kadınlar doğuramadı mı ölüyordu yada bebeklerini kaybediyorlardı. Bu nedenle doğumu yaklaşan gebelerle helalleşilir ve "Allah kurtarsın" denir. Ama günümüz şartlarında artık bu çok nadir. 

Gebelikte nasıl siz bedeninize ne yapması gerektiğini söylemedi, öğretmediyseniz doğumda da bedeninize güvenin ve bırakın o işini yapsın! 

Sağlıklı ve mutlu doğumlar!!!!

Görsel Alıntıdır. Adres için tıklayınız.
https://tr.pinterest.com/pin/374643262734689833/