Tamda oğlumun beslenmesi ve gelişimi ile ilgili sıkıntılı zamanımda çıktı bu kitap karşıma. Aslında benim felsefeme yakın bir görüşü savunuyor. Biz Türk anneleri olarak tamamen bebeğe bırakamasak da mümkün mertebe kendi kendine yemesi için teşfik etmeye çalıştım oğlumu. Gelişim bozukluğu falan diyerek bizi korkutan doktora gidene kadar ne kadar yiyeceğine, ne zaman yiyeceğine çoğunlukla Bartu karar verdi. Resmen miladımız olan şu doktor yüzünden (Konu ile ilgili link) oğluma bir an güvenmeyi bırakmıştım ki kitap imdadıma yetişti.
Teşhisin yanlışlığı ile rahatlasak da, mama sandalyesine oturmamak için ayak direten ve ağlamaktan bitap düşen oğlumun ile resmen karşılıklı işkence çektik. Oysa Bartu öyle yemeyen bir çocukda değildi. Hem emmiş, hem de ek gıdaya sorunsuz geçmişti. Öyle ki ilk günlerden itibaren sürekli eline birşeyler vermiş ve kendi kendine yemesi için desteklemiştim. Kitapta tamamen bebeğin kendi kendine yiyebileceği yazılsa da ben klasik bir Türk kadını olarak ayrıca kendim de bir taraftan besledim. Su içmeye de direk bardaktan başdı Bartu. Bir suluk aldım ama o suluktan az az gelen su hiç hoşuna gitmedi. Onun eline göre küçük bardaklara koyduğum suyu döke saça kendisi içmekten aldığı zevki anlatamam :). 7 aylık olduğunda sıvıları bardakla içerken katıları eline veriyordum arada da kaşıkla ağzına tıkıştırıyordum. Kitaba göre buna gerek yok ama gel birde bunu doktora anlat. Emzirmemissin,beslememissin falan diyerek beni berbat bir anne gibi hissetmemi sağladığı için hiç affetmeyeceğim kendisini zaten. Bu kitabı ve bunun gibi birkaç kitabıda kendisine hediye göndereceğim, okumaya ihtiyacı var :(