2 Eylül 2013 Pazartesi

Şeytan solaktır!




    Solaklık bir çok kültürde ve dinde bir çeşit özür olarak görülür. Mesela,  Hıristiyanlıkta solaklık satanizmin bir işareti olarak görülmüş bir dönem. Solakların büyücü olduğuna da inanılırmış. Asya kültüründe solaklık lanetlenmiş. Hatta eskiden Japonya’da solaklık boşanma nedeni olarak kabul bile edilirmiş. Endonezya’da, sol elle yemek yemek ve hediye kabul etmek kabalık sayılıyormuş. Arap kültüründe sol elin kirli olduğuna inanılır. Bu nedenle sol el taharetlenmek gibi kirli işlerde kullanılırken sağ el yemek yeme için kullanılır. Dinimize göre şeytan solaktır. İyilik melekleri sağımızda, kötülük melekleri solumuzda bulunur. İbadetlerde de sağ hep önceliklidir.




Din kadar bilimde de tartışma konusudur solaklık. Solakların daha zeki olup olmadığı, solaklara özgü hastalıklar, doğum sırasındaki basıncın yoğun olmasının solaklığa neden olup olmadığı hatta ultrasona sık giren annelerin bebeklerinin solak olma ihtimalinin fazla olduğu gibi bir çok teori vardır.

Solak bir çocuk olarak bunu bir özür olarak görmüş ve kurtulmak için çabalamıştım. O kadar çok eleştiri ve yorum almıştım ki ailemin hiç zorlamamasına rağmen sağ elimi kullanmaya karar vermiştim. Her gittiğim yemekli toplantılarda (düğün, davet…) "Aa! Solak mısın? Günah, sol elle yeme, Nasıl yiyorsun" gibi manasız eleştiri ve yorumlardan ötürü kendimi özürlü hissettiğimi hatırlıyorum. Sonunda sağlak olmaya karar verdim. Sağ elimi yokmuş gibi sırtıma saklayarak yemek yemeye başladım. Başta çok zordu, bileklerim ağrıyor ve üstüme döküyordum. Sonra sonra biraz alışsam da bir bakmışım yemeğin ortasında sol elimle yemeye başlamışım. Bu durum bir takıntı haline almaya başlayınca ailemin müdahalesiyle durumumu kabullendim. Özellikle toplu yerlerde yemek yemekten hala nefret ediyorum. Ortaokula başladığımda ise bir öğretmenimin takıntısı ile yine aynı muhabbete geri dönmüştüm. Yemek yerken karışması ve sağ elimle yemem üzerine baskı yapması üzerine bir çok kez üzerime yemek döktüğüm için pasaklı pasaklı okulda dolaştığım zamanlar oldu. Hatta öyle sıkılmıştım ki baskı ve ısrarından sonunda öğretmenimin nöbetçi olduğu günler aç kalmaya bile razı oldum. Kulaklarınız çınlasın hocam. Eğer hakkım varsa helal etmiyorum bilesiniz. Neyseki büyücü olarak görülüp yakılmadım ama çok fazla laf yedim. Laf atanlar hala solağım ve sol elimle yemek yiyorum :) 

Sağlak insanlar nasıl sağ elini kullanıyorsa bende sol elimi kullanıyorum. Ne sağlaklardan üstünüm ne de eksik. Bu durumu abartmaya da gerek görmüyorum. Ben sadece solağım. Ne daha zekiyim ne de daha aptal. Sadece ve sadece solağım o kadar. 

Benden sonra ikiz yeğenlerimden birisi de solak. Öyle ki bir çok kişinin "bu solak mı?" demesinden o kadar  çok etkilenmiş ki bunun salak, aptal gibi bir hakaret olarak anlamış ve bir gün koyuvermiş yaygarayı. Sonunda ona açıkladık solak olmayı. Hatta zedelenmiş özgüvenini yerine getirmek için "solaklar zeki olur" gibi tenkinlerde bile bulunduk. Sonuçta benim de onun gibi solak olmam bir nebze rahatlattı derken ikizinin sağlak olduğunu atladık. Bu sefer diğeri başladı "ben salak mıyım" demeye :) Uzun bir süre sağlak-solak tantanası sürdü ablamların evde.

Şimdi de sol elini daha fazla kullandığını gördüğüm bir bebeğim var. Belki oda solak olacak. Hadi hayırlısı…

1 yorum:

  1. Evet Gonca, maalesef solaklık eskiden kalma bir şeytan icadı gibi bakılıyor özellikle yaşlı ya da büyükler arasında. Gençlerde artık eskisi kadar ağır baskı gözükmüyor ama şaşkınlık devam ediyor. Solaklık benim gurur duyduğum birşey. Rakipli sporlarda ayrıca işe de yarıyor, rakibin sağ el ya da ayağınla hamle yapacağını sanarken sen sol elini ya da ayağını kullanınca bir adım geride kalabiliyor, avantajları da var gibi :) Hele bir de adında solaklık geçince tadından yenmiyor :)

    YanıtlaSil