2 Eylül 2013 Pazartesi

Sesler, boğulma sesleri olabilir mi?





Telsizden gelen garip bir ses üzerine salondan oğlumun odasına doğru koşar adımlarla ilerlemeye başladım. Odaya vardığımda oğlum yatağım içinde unuttuğum ağız bezini eline geçermiş ve ağzına almış. Bezin köşesinden emeceğim derken boğazına kaçmış olacak ki mosmor olmuş, boğuluyor.



Koridorun yarısına geldiğimde aklımdan geçen sahne buydu. Gelen sesler boğulma sesleri olabilir miydi?

Koridorun kalan yarısını battaniye ile burnunun tıkanabileceği, yatağın köşesine sıkışıp boğulabileceği, yatak koruyucusunun üzerine düşebileceği, kusup kusmuğunu tekrar yutarken genzine kaçırabileceği ve zehirli bir böceğin ısırabileceği gibi bir çok korku senaryoları yazarak geçtim.

Onca senaryolar geçerken kafamdan vardım odasına, sadece kafasını çevirmişti ve  mışıl mışıl uyuyordu. 

ANNELİK VE PARANOYA…

Bundan yıllar önce, aslında sadece anne olmadan önce, yengemin öngörülerine hayran olurdum. Hiç aklıma gelmeyecek şeylerdi bir çoğu. İşin sırrı anne olmakta yatıyormuş. Şimdi bende salonumda arkasındaki duvarda tabloların asılı olduğu kanepeye bırakmıyorum oğlumu, olur da herhangi birisi düşer diye. (Tablolar çivi ile duvara çakıldığı gibi çift taraflı bant ilede sıkı sıkı tutturuldular. ) Aynı şekilde köye gittiğimde oğlumun yattığı yerdeki resimleri kaldırttım eşime, nemelazım deprem falan olur. (Bunca deprem gördü Afyon, bir kere bile düşmedi duvardan ya da raflardan birşeyler ama nolur nolmaz!) Binlerce kez deprem tatbikatı da yaptım. Her oda için yatabileceğimiz yeri düşündüm. Hatta oğlumu kucağımı alıp yatarken memeleride açıkta bırakacağım ki göçük altında kalırsak oğlum aç kalmasın. Ağız bezi ve önlük gibi küçük hiç bir parça yatağının içinde bırakımayacak, malum her bulduğu ağzında. Boğazına kaçabilir, burnunu tıkayabilir, boynuna dolanabilir. Aynı zamanda bu ağız bezleri beşiğin etrafına da asılmayacak ki ucmasın beşiğin içine. Mutfak ise tuzaklarla dolu her an her şey üzerine düşecek gibi gibi gibi…

Evet annelik paranoyalığı da beraberinde getiriyormuş, bir çok anne biliyorum gecenin bir yarısı bebeğini düşünüp düşünüp ağlayan, kafasında kurup kurup korkulara kapılan.

Bazen kafamdan geçenlere ben bile inanamıyorum, nasıl aklıma geldiler diye. Korku filmi yazarlığına soyunsam süper senaryolar yazabilirim gibi geliyor bazen. 

Bi düşüneyim!

ANNE

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder