26 Haziran 2013 Çarşamba

Kitaplarda anlatılanlar, televizyonda sunulanlar gibi kutsal ama kolay değil asla!...




Yüce Yaratan Cenneti anaların ayağının altına bedavaya sermiyor. Rahme düşmesi ile başlıyor dertleri, sıkıntıları.
Yanlış anlamayın sitem etmiyorum.
Asla!
Oğlumu sağlıkla alayım yeterki kucağıma, razıyım bulantılara, yanmalara, kusmalara, halsizliklere,  batmalara ve daha nicesi sıkıntılara.
Sadece kolay olmadığını söylemek istedim. Kitaplarda anlatılanlar, televizyonda sunulanlar gibi kutsal ama kolay değil asla. Ki ben henüz bebeğini kucağına almaş bir anne değilim, yalnızca gün sayan bir anne adayıyım o kadar.

Doğmamış çocuğa don biçmek derler ya benimki de o hesap. Doğmadan derdine düştüm oğlumun.
Önce iki çizgi ile başladı stresi.
Kalbi atıyor mu?
Sağlıklı mı?
endişesi 24 saat olmadan götürdü bizi doktora. Sürpriz bir bebek olunca korku ve endişeler katlanıyor hemen. 
Nasıl bir anne olurum?, ne yaparım? derken
Folik asit bile kullanmadım!, iki gün önce ilaç aldım!, geçen hafta bel ağrısı için kas gevşetici krem kullandım!…
Allah'ım ya ona bir şey olursalarla başladı endişeler.

Her şey yolundaydı çok şükür.

Rahmin içindeydi, kalp atışı vardı ve her şey normal seyrinde gidiyordu 6 hafta 1 günlük olduğunda oğlum. Bu endişelere bulantı ve kusmalar eşlik ediyordu tabi ki. Eskiye göre daha çok koku alıyor, önceden duymadığım ya da fark etmediğim ne kadar çok kötü kokunun olduğunun keşfini yaptırıyor gebelik insana. Leş gibi kokan bir dünya da yaşıyormuşum da haberim yokmuş hissi uyandırıyor. Açken insanın iştahını kabartan, açlığını tetikleyen o mis gibi kokan yemekler meğer nede kötü kokuyor, mide bulandırıyormuş. Sadece kokusu mu? Hayır, görüntüsü bile mide bulandırıcı bir çoğunun. Bir rüyadan uyanmak gibi görünen ve gerçek arasındaki uçurum.

ANNE

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder