26 Haziran 2013 Çarşamba

Hatırladım bakmakla görmenin farkını bir kez daha!...




    Sabah kalkınca uzun saatler aç kalmanın intikamını almadan midem, bir şeyler yemeye çalışıyorum her zaman. Uyandıktan sonra dakikalarla yarışıyorum bir şeyler atıştırmak için. Geç kalırsam midem kazanıyor. Ya yediklerimi burnumdan çıkartıyor ya da bir sonrakileri yememe izin vermiyor. Ben kazanırsam bir sonraki acıkmaya kadar rahatlayabiliyorum. Öyle ki mideniz bulanırken bir şeyler hazırlamak ve ne yiyeceğine karar vermek başlı başına bir marifet. Kimi zaman ne yiyeceğim derken, kimi zamanda yiyecek bir şeyler hezırlarken yetiştiremeyip zamanı, kaybediyorum yarışı. Çoğunlukla da kaybeden taraf ben oluyorum. 
Tüm bunlar yaşanırken eşim ne mi yapıyor? Topu topu haftanın iki günü birlikte kahvaltı yapma fırsatımız olmasına ragmen onu beklerken hep midem kazanıyor yarışı. Midemden rüşvet almış gibi hep ondan yana, hep ona destekçi.

Bir gün dayanamadım sürekli kaybetmeye, oturdum ağladım "bana hiç acımıyorsun" diye. İstediğim tek şey uyandığımda bir taze ekmekdi oysa. Bahanesi hazırdı. Sıcak sıcak almak istemişmiş, yarışı kaybedince sıcak sıcak yiyebiliyormuşum gibi.

Bir sabah kahvaltımı içimde tutamayıp çıkarınca, evde kalan küçük bir parça ekmeği bitirdim.  Beni iki saat bile tutmayacak bu atıştırmadan sonra tekrar açıkacağımı ve açlığın midemi daha da kötü yaptığına defalarca şahitlik yapmış olan eşim, "acıktım" diyene kadar ekmek almaya gitmediğini görünce hatırladım bakmakla görmenin farkını bir kez daha.

ANNE

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder